Bahane üretme!
İnsan bir şeyi gerçekten istediğinde hep bir yolunu değil mi?
İkili ilişkilerimizde de iş hayatımızda da bu hep böyledir. Biriyle görüşmek istiyorsak bir yolunu buluruz ve o kişiyle görüşürüz. “Zaman ve mekan fark etmez” deriz. Ama görüşmek istemiyorsak da “çok yoğunum”, “vaktim yok”, “şartlar uygun değil” veya “ şartlar öyle gerektirdi” gibi söylemlerle karşımızdakini kırmamak adına bu tür bahanelerin arkasına saklanırız.
Hele birde randevu verip o randevu saatine az bir süre kala gelemeyeceğimizi haber veriyorsak ya da hiç haber vermeden hayatımıza devam ediyorsak karşı tarafa yaptığımız haksızlık akıl alır değil.
Bu durum iş ve eğitim hayatında da geçerli.
Bahane üretme durumu zaman zaman bir şeylerden kaçmak için kullanılır.
Özellikle bu durum sınav senesinde fazlaca yaşanır.
Hem LGS hem de YKS öğrencilerinde…
Sürekli uyuma isteği, evde ders çalışamıyorumlar, ders çalışmamak için hastalanmalar, hedefim var söylemleriyle çalışıyormuş gibi yapıp kendini kandırmalar, hatta kitap okumayan bir gencin sınav senesinde soru çözmek, ders çalışmak yerine bol bol kitap bile okuduğunu görürüz, kızlarda el örgüsü bile yapmaya başlayanlarla karşılaştık.
Bunların hepsi yapılması gereken ana işten kaçma belirtileridir.
Bahane üreten sonuca ulaşamaz.
Bu çalışma hayatı içinde, eğitim hayatı içinde, ikili ilişkiler içinde geçerli.
Başarı istiyorsak çözüm odaklı olmalıyız, engeller ve zorluklar illaki olacak. Bazen istemediğimiz durumlarla karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir çözümü, vazgeçmediğimiz sürece illaki var.
Yaşamı içerisinde erteleme, bahane üretme gibi davranışları sergileyen bireyler sadece geçici çözümler bulur. Gerçekte istenilen sonuca asla ulaşamazlar.
Ardından başaranlara bakar ve “onlar nasıl yaptı” derler.
Herkesin alanı ve başarı anlayışı farklıdır bununla birlikte her mesleğin kendi içerisinde bile başarı anlayışı farklıdır. Yani biz “doktor” deriz. Bu başarı çizgisinin pratisyenden profesöre kadar yolu vardır. Başarı ve kariyer isteyen insanın üretmek için emek göstermesi gerekir. Tercih sebebidir kısaca.
Sonuçta “Kader, gayrete âşıktır.” Değil mi?
Gereken emeği gösterdiğimizde doğru sonucu alacağımıza inanırım hep. Ve bunun ertelenerek, bahane üreterek ulaşılamayacağımı bilirim.
Sadece merak ediyorum;
“Neden insan kendine olan yatırımı için bu kadar kendinden geri kalır?”
Ve bu bilgi gün gibi aşikârken,” neden insan kendisi için yatırım yapmaz?”
Tabi ki kolaycılıktır ana sebep, ancak gördüğüm durumlardan biri de;
“Ben emek gösteririm çaba gösteririm ya sonuç istediğim gibi olmazsa korkusu…”
Pardon ama neyin garantisi var ki!
Hepimiz böyle düşünüp “harekete geçmek için bahane üretirsek nasıl başarı olacak?”
Nasıl yaşadığımız ülkeyi kalkındıracağız. Önce birey kendi başarısından emin olacak ki, topluma, toplumdan ülkeye yansıyacak bu durum.
Gençlerimiz, gelişmiş ülkelere göç etmek istiyor. Sormaz mı bu gencimize “Biz seni ülkemize alacağız da sen kendi ülkende, kendin için ne yaptın? Bizim için ne yapacaksın?” diye…
Burada “Neden gelişmiş ülke biz olamıyoruz?” sorunu sormadan yapamıyorum.
Cevabı ; “harekete geçme eylemi” ile sonuçlanacak…
Bahane üretme!
Erteleme!
Yola çık!
Yol, seni gitmen gereken yere götürecek…
Sonuçlara kendin bile inanamayacaksın.
Bu arada ana hedeften şaşmamak lazım 🙂
Saygılarımla,
Süreyya Kocadağ
Sosyolog
Uzm. Aile Danışmanı- Dikkat Eğitmeni


SATKON VE GESKON ARASINDA İHTİYAÇ SAHİBİ 100 ÖĞRENCİ YE EĞİTİM BURSU ANLAŞMASI YAPILDI
SATKON VE GESKON ARASINDA İHTİYAÇ SAHİBİ 100 ÖĞRENCİ YE EĞİTİM BURSU ANLAŞMASI YAPILDI
Adalet ve Vicdan…
Vazgeçebilmek…