Ataerkil Toplumdan Çocukerkil Topluma…
Dünya şu anda ataerkil sistem üzerine çalışmakta yani erkek egemen toplumda yaşıyoruz. Her ne kadar kadın-erkek eşit dense de sistemimiz sonuç olarak ataerkil.
Fakat özellikle son dönem Z Kuşağı ve sonrasında yaşadığımız ve biz ebeveynlerin aman biz görmedik, çocuklarımız yaşasın, çocuklarımızda travmalar oluşmasın, çocuklarımız mutlu olsun diyerekten hayatımızın merkezine çocuklarımızı koyduk.
Buna yanlış demiyorum tabii ki her gelen nesil bir önceki nesilden daha iyi olmak zorunda. “Boynuz kulağı illaki geçecek.”
Bu arada Z Kuşağı olarak ilk doğanlardan bazıları anne baba oldu bile.
2010 yılından itibaren doğan çocuklarımız da Alfa Kuşağı olarak adlandırılıyor.
Alfa Kuşağı teknoloji ile iç içe bir yaşam sürmekte olup, aynı zamanda küresel bir kuşak olarak geleceği şekillendirmesi bekleniyor.
Beklentiler bu olumlu yöndeyken, alfa kuşağının çocukluklarını gözlemlediğimde merkezde çocuk var. Otorite çocukta ve çocuk ne isterse o oluyor. Yani hane halkının yöneticisi. Onların istemediği hiçbir şey olmuyor.
Bu kuşağın ana sorunu bilgiye hızlıca ulaşması, her şeyin kolayca önüne sunulması ve her istediğinin yapılması. Tabi böyle olunca da ben merkezi ve egosu artıyor. Egonun getirdiği gereksiz özgüven, saygısızlığa dönüşüyor. Ve biz bu çocukların, çocukluk travması oluşmasın diye kendi bilgimize, kendi kültür, gelenek ve ananelerimizle ters düşsek de sesimizi çıkartamıyoruz. Bunları yaşarken de her şey aşırı değersiz. (insan-nesne-gıda-emek)
Sosyal medyanın verdiği bilinçaltı mesajlarda devreye girdiğinde bizler çocuklarımızın canına herhangi bir şey olacak diye çocuklarımıza ne yazık ki sınır da çizemiyoruz.
Kerameti kendinde sanan bu çocuklar da, son zamanlarda gördüğümüz “saygısızlık davranışını” bir özellik olarak nitelendiriyor.
Sonuç mu?
Önce akran zorbalığı ile başlıyor, anneye-babaya sonra büyüğe, saygısızlık… En sonunda da öğretmene kadar ilerliyor…
Bu arada akran zorbalığı sadece psikolojik şiddeti geçti, cana kast durumuna kadar geldi.
Ne büyük dram…
Anne-baba çocuğun herhangi bir yanlışını düzeltmeye kalktığında, gereksiz özgüvenin verdiği egoyla birleşince aileye şiddet göstermekle kalmıyor; öğretmenine varıncaya kadar şiddet gösterebiliyor.
Çok kısa zaman dilimi içerisinde ana akım ve sosyal medya da bir gencin öğretmenini nasıl zorbaladığını gördük.
Bu da yetmedi çocuk olarak saydığımız grup bir birinin canına kast etmeye başladı.
Burada tek suçlu çocuk mu yoksa bizlerde bu suça ortak mıyız?
Gereksiz kibir yüklediğimiz “aman evladım” diye yerlere göklere koymadığımız çocuklarımız; izlediği filmlerin, oynadığı oyunların, arkadaş ortamının, sosyal medyada maruz kaldığı davranışları da içselleştirerek işte bugünkü duruma geldik.
Ne kadar acı verici değil mi? Çocuğumuzun bize şiddet uygulaması bununla birlikte çevresine saygısızca yaklaşması…
Oysa ki biz böyle mi büyümüştük?
Bizler büyürken hiç mi bir şeyden etkilenmedik.
Sınırlarımız vardı. Kurallarımız vardı ve bu kuralları açtığımızda çarptırılabileceğimiz cezayı biliyorduk.
Ailemizden korkuyorduk, aynı zamanda onlara saygı duyuyorduk. Hayatta tek gerçeğimiz “ailemizdi.”
Gelin görün ki bugün bu davranışlar ne yazık ki normalleşti.
Yukarıda saydığım gibi birçok sebep var.
Biz ebeveynler çocuklarımızı; hayatımızda olması gereken yere değil de, merkeze koyduğumuz sürece onlar tarafından yönetilir, onların otoritesine girer ve onlara biat ederiz.
Tabii ki burada yanlış anlaşılmasın çocuklarımıza hiçe saymaktan bahsetmiyorum. Onlar en değerli varlığımız ve bütün çabamız onların gelecekteki düzgün insanlar olması için.
Bu sebep nedir ki çocuklarımızı yetiştirmede denge çok önemli …
Sınırlar çizmeden, kurallar koymadan merkeze koyduğumuz çocuklarımız sayesinde süreç içerisinde fark etmeden “çocuk erkil topluma” dönüştük.
“çocukerkil” kelimesini, çocukların davranışlarını ve tepkilerinizi bir düşünün. Nasılsınız? Ne durumdayız? Önce ebeveyn olarak kendimizden başlayalım sorgulamaya 😊
Saygılarımla,
Süreyya Kocadağ
Sosyolog
Uzm. Aile Danışmanı-Dikkat Eğitmeni


Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya…
Biz Büyüdük ve Kirlendi Dünya…
Bahane üretme!
SATKON VE GESKON ARASINDA İHTİYAÇ SAHİBİ 100 ÖĞRENCİ YE EĞİTİM BURSU ANLAŞMASI YAPILDI
Yok mu bizim bir fabrika ayarımız?
Ya Hep Ya Hiç…